|
|
|
|
|
|
 |
|
Bursa Şehri Tarihçesi
Tarihi coğrafyada bölgeye Phrygia da denilmektedir. M.Ö. 700´lerde Skyth´lerden kaçan Kimmer´lerin Phrygia devletini yıktıkları bilinmektedir. Bursa adı, bu şehri kuran Bithynia Kralı Prusias´dan gelmektedir. M.Ö. 7.yy´da bu bölgeye göç eden Bityn´ler buraya Bithynia adını verirler. M.Ö. 185´te Kartaca´nın yetiştirdiği büyük generallerden Hannibal´in Kral I. Prusias´a Prusias ve Olympus kentinin kurulmasını örgütlediği bilinmektedir. Prusias adı zamanla Prusa, sonra da Bursa´ya dönüşmüştür. M.Ö. 74´te Roma İmparatorluğunun egemenliğine geçen Bithynia Roma´dan gönderilen Proconsul(Eyalet Valisi)´lerce yönetilen bir Asya Eyaleti haline gelmiştir. V Bursa M.S. 385-1326 yılları arasında ise Bizans dönemini yaşamıştır. M.S. 555´lerde bölgede ipek üretimine başlanmış ve doğal sıcak sulu kaplıcaların üretilmesi ile küçük bir kaplıca kenti kurulmuştur.
Prusa (Bursa) 1204-1261 yılları arasında Nikaia(İznik)´a bağlı, genelde kale içinde kalmış, fazla büyüyememiştir. Selçuk İmparatorluğu´nun zayıflayıp dağılmaya başlamasıyla kurulan Anadolu Beylikleri içinde zamanla gelişen Osmanlı Beyliği çevredeki Tekfur´ların arazilerini de alarak güçlenmiştir. Bursa 1307 yılında Osman Bey tarafından kuşatılmış, uzun süren kuşatmadan sonra 6 Nisan 1326´da Osman Bey´in oğlu Orhan Bey kenti zaptetmiştir. 1335 yılında başkent Bursa´ya taşınmış ve kentte büyük imar hareketleri yaşanmıştır.
Osmanlılar Bursa´yı aldıklarında kent sadece hisar içinden ibaretken Orhan Gazi şehri hisarın dışına çıkararak Orhan Gazi Külliyesini kurdurtmuştur. Surlar dışında mevcut yerleşmeye yakın, hakim noktalarda cami ,hamam, imarethane, darüşşifa, medrese gibi kamu yapıları inşa edilerek bu külliyelerin çevrelerinde konut alanları yaratılmış ve böylece bir yerleşme geleneği başlamıştır. I. Murad Hüdavendigar zamanında (1363) başkent Edirne´ye taşınmıştır. II.Fatih Mehmed´in İstanbul´u fethetmesinden sonra ise Bursa´nın faal rolü son bulmuş ve yönetim merkezi niteliğini kaybetmiştir.
Tanzimat sonrası dönemde Hüdavendigar Vilayeti merkezliği yapan Bursa´ya 1900´lü yılların başında Bilecik, Kütahya, Karesi (Balıkesir), Karahisar (Afyon) sancakları bağlı bulunmaktaydı. Milli mücadele dönemlerinde çeşitli ayaklanmaların yaşandığı Bursa, 8 Temmuz 1920´de Yunalılarca işgal edilmiş; 30 Ağustos savaşından sonra Türk birliklerince geri alınmıştır.
Bursa´da Roma ve Bizans Dönemlerinden günümüze ulaşabilmiş yapı yoktur. Eski kenti çevreleyen surların ilk olarak Bithynialılarca yapıldığı, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde ise onarılarak kullanıldığı düşünülmektedir. Bursa, Osmanlı İmparatorluğunun ilk 200 yıllık döneminde diğer kentlere göre büyük gelişmeler göstermiş, bir çok mimari yapı ile süslenmiş, devrinin tanınmış medreseleri ile bilim aleminin merkezi olmuş, canlı bir ticaret şehridir. I.Murad zamanından başlayan Hüdavendigar Külliyesi, I. Beyazıd´ın yaptırdığı Yıldırım Külliyesi, I.Mehmed (Çelebi) döneminde başlayıp II. Murad zamanında tamamlanan Yeşil Külliyesi Bursa´nın mekansal gelişimini etkileyen ve bugünde ayakta duran büyük komplekslerdir. Cumhuriyet dönemiyle birlikte planlama çalışmalarına başlanan şehirde, 1960´lı yıllardan itibaren sanayinin önemi artmış, kentin nüfus ve kentsel gelişimi hızlı bir değişime uğramıştır. Coğrafi konumu, tarımsal, ticari ve sanayi potansiyelinin yüksek oluşu kentin çekiciliğini her dönem korumasını sağlamaktadır.
TARİHİ BURSA RESİMLERİ
|
|
Bursa Bugün
 |
Turizm potansiyeli açısından İstanbul´dan sonra en önemli merkezlerden olan Bursa, tarihi eserlerinin zenginliği ile gözleri kamaştırmaktadır.
Türkiye´nin kış turizmi merkezi olan Uludağ Kayak Merkezi Bursa´ya 40 dakika uzaklıktadır ve kış turizminin bütün olanaklarına sahiptir.
Uludağ Milli Parkı günübirlik turizm, kampçılık ve trekking için
|
|
ideal bir ortamdır. Uludağ etekleri özel araçları ve cip safari ile geziye çıkanlara sihirli güzelliklerini sunar. Pek çok keşfedilecek yer arasında Bursa ilçelerinin tabii güzellikleri, çağlayanları, mağaraları ve otantik Osmanlı köyleri yer alır.
Bursa kaplıcaları Roma Dönemi´nden beri kullanılan sağlık merkezleridir. Bursa içinde Çekirge semti bir kaplıcalar merkezidir. Bursa ilçelerinin çoğunda da kaplıcalar yılın her döneminde büyük rağbet görür.
İznik ve Uluabat (Apolyont) gölleri yüzme, kano ve sörf gibi su sporları için ideal alanlardır.
Bursa´yı tanımak için kent içinde en az iki gün konaklamak gerekir.
Tabiat güzelliklerini tanımak tamamen arzuya bağlıdır. İlk ve Orta çağın en önemli merkezlerinden biri olan İznik´e bir gün ayırmak gerekir. Bursa bütün zenginliklerini keşfe çıkan Türkiye ve Dünya insanlarını ünlü konukseverliği ile ağırlamaktan gurur duyan insanların yönettiği her zevke hitab eden konaklama tesislerine sahiptir.
|
 |
EMİR SULTAN CAMİİ ve TÜRBESİ: Bursa´nın doğusunda Emir Sultan mezarlığının yanında selvi ve çınar ağaçlarının arasında yer almaktadır. Cami ilk yapıldığı zaman tek kubbeli iken 1507´de avlu ve üç kubbeli revak eklenmiştir. Batıdaki merdivenlerden çıkılarak iki sütun arasındaki kapıdan geçilip geniş avluya girilir. Ortada şadırvan, güneyde cami, kuzeyde türbe ve ahşap odalar yer almaktadır. Avlu ahşap revakla çevrelenmiştir. Cami sekizgen kasnak üzerine oturan tek kubbeye sahiptir. Kuzey cephesinin köşelerinde kesme taştan birer minaresi vardır.
|
|
Mihrabı XVII. yüzyılda İznik çinileriyle yaptırılmıştır. Emir Sultan Buhara´da doğmuştur. Kendisi Es-Seyyid Şemsüddin Mehmed bin Aliyyül Buhari olarak bilinir. Bursa´ya 1391´de göç etmiş ve Yıldırım Bayezıd´in kızı Hundi Hatun´la evlenmiştir. 1429´da vebadan vefat etmiştir. Türbenin ilk yapıldığı zamandan günümüze bir şey kalmamıştır. Şimdiki Türbe Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında yaptırılmıştır. Sekizgen planlıdır. Doğudaki kapıdan girilmektedir. Türbe zemini avlu seviyesinden aşağıdadır.
|
 |
YEŞİL TÜRBE: Türbe´ye Yeşile bakan çinilerle kaplı olmasından dolayı Yeşil Türbe ismi halk tarafından verilmiştir. Portal 1855 depreminde büyük hasar görmüş 1864´de horasanla sıvanarak bugünkü görünümüne sokulmuştur. Sağlı sollu mihrapçıklar, ayakkabılıklar, türbenin kitabesi ve 13 dilimli yarım kubbe, çeşitli renk ve motiflerle kabartma renkli sır tekniğinde işlenmiştir. Rumiler, palmetler ve rozet motifleri ile oya gibi işlenen kapının kanatları günümüzde tüm çarpıcılığı ile ortadadır. Bir sanat şaheseri olan kapıyı Tebrizli Ahmed oğlu Ali yapmıştır. Sekizgen bedeni, sıvalı yüksek kasnağa oturan kurşunla örtülü büyük bir kubbe örtmektedir. Türbenin içine geçildiğinde iç mekân sanki çini cennetine girildiği hissini verir. Duvarlar 2,94m yüksekliğe kadar iki bordürle çevrili, altıgen türkuaz çinilerle kaplıdır. Bunların aralarında iri madalyonlar yer almaktadır. Türbe günümüze ulaşan en muhteşem çinili mihraba sahiptir. Renkli süsleme sanatının bir şaheseridir.
|
|
Yivli süs sütunları, üç sıra mukarnası, rumi palmetleri, kıvrık dal motif leri, kalın yazı dizileri ve tepeliği ile Yeşil Camii mihrabını andırmaktadır. Sekizgen platformun ortasında Çelebi Sultan Mehmet´in kendisine has vakarı ile duran tamamen çini dekorasyona sahip sandukası yer almaktadır. Üzerinde kabartma sülüs celisi ile yazılı kitabesi vardır. Güneyinde oğulları Mustafa ve Mahmud´a ait sandukalar yer almaktadır. Kuzeyindeki ise oğlu Yusufa aittir.
|
|
KOZA HANI: Ulucami ile Orhan Cami arasındaki geniş sahadadır. 1492 yılında II. Bayezıd İstanbul´daki cami ve medresesine gelir temin etmek için yaptırmıştır. Hanın mimari Abdül-ula bin Pulad Şah´dır. İki katlıdır. Üst katta 50, alt katta 45 olmak üzere 95 odası vardır. Kuzeydeki taç kapı büyük taştan kabartma süslerle yapılmış olup muhteşem görünüşe sahiptir. Üst katta güneye açılan bir kapısı, avludan ilave kapılara açılan geniş kapı ve buradan da Orhan Cami tarafına açılan bir kapısı vardır. Hanın iç kısmındaki geniş avlunun merkezinde mescid yer almaktadır. Mescid sekiz cephelidir, köşelerdeki ve ortadaki bir ayak üzerine oturmaktadır. Alt kısmı şadırvan şeklindedir. Günümüzde ünlü Bursa ipekçiliğinin merkezi durumundadır.
|
 |
ULU CAMİİ: Bursa´nın en heybetli ve en çok cemaat alan camiidir. Sultan Yıldırım Bayezıd Niğbolu savaşını kazandıktan sonra 1398-1400 yıllarında inşa ettirmiştir. Cami kalın duvarlara ve 12 büyük yığma ayaklara bağlanan kemerlere ve pandantiflere oturan 20 kubbe ile örtülüdür. Orta kısmındaki kubbenin üstü camlıdır. Altında 16 köşeli mermer şadırvan vardır. Caminin inşa edileceği yerdeki yapıların istimlakı sırasında bir kadın evini satmak istemeyince zorla alınır.Gönül rızası olmadan alınan yerde
|
|
namaz kılınmaz gerekçesiyle evin yerine gelen kısımda şadırvan yaptırıldığı rivayet edilmektedir. Minberi ağaç işçiliğinin bir şaheseridir. Oyma kabartma, geometrik, yıldız, çivi başları ve gülçelerle süslüdür. Taç kapısı başlı başına sanat abidesidir. 1399-1400 yıllarında tamamlanmıştır. Sanatkarı Mehmed bin Abdülaziz Dakıva´dır. Zarif sekiz ceviz sütun üzerine oturan müezzin mahfili 1549 yılında yapılmıştır. Mihrabı sekiz sıra stalaktitlidir. Kum saatinin etrafındaki Ayet´el-kürsi sülüsle yazılmıştır. Ayrıca küfi ihlas suresi yazılıdır. Mihrap 1571 yılında tamamlanmıştır. Camideki diğer yazılar ve yaldız boyalar 1904 yılında Mehmed Usta tarafından yapılmıştır. Caminin ilk yapıldığı zaman üç tane olan kapısına 1740 yılında Hünkâr Mahfili kapısı eklenmiştir. Kapıların ikisi yenidir.Altıngenlerin oluşturduğu, yıldızların dekore ettiği tablalardan meydanagelen doğudaki ceviz kapı, cami ile aynı yaştadır. Tek sütun üzerine oturan yuvarlak mermerden kürsü 1815 yılında yapılmıştır. Cepheler sağır kemerler içinde, altta ve üstte ikişer pencereden oluşmaktadır. Cephelerin tümü kesme taştan yapılmıştır. Caminin kuzey cephesinin köşelerinde, kaidesi mermerden gövdeleri tuğladan örülmüş birer minaresi vardır. Batıdaki minarelerin içinde çift merdiven mevcuttur. Bunun yardımı ile çatıya çıkılmaktadır. Cami, Moğol Şeyhi Emir Bedrüddin tarafından 1403 yılında ve Karamanoğlu Mehmed Bey´in 1413 yılındaki Bursa muharasası sırasında yaktırılmıştır. 1 Mart 1855 tarihlerindeki büyük depremde ve 1889 yangınında hasar görmüştür.
|
 |
BURSA KALESİ´ nin kalıntıları ve bazı burçlar günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir. Bu kalenin yapımına Bytnialılar (MÖ.700) zamanında başlanmış, daha sonra Romalılar ve Bizanslılar tarafından da kullanılmıştır. Bu dönemlerde ve Osmanlılar zamanında kale bir çok kez onarılmış ve her toplum buraya kendi izlerini yansıtmıştır. Bu nedenle kale içerisinde Roma dönemine ait sütunlar, lahit parçaları, adak ve mezar stelleri, kitabeler ile heykel kaideleri de
|
|
kullanılmıştır. Bu tür toplama malzeme bugünkü Hisar Kapı’sında ve Tophane ile Üftade arasında doğusunda yoğun biçimde görülmektedir. Bursa yöresi XIV.yüzyıldan sonra gezginlerin ilgisini çekmiştir. İbn-i Batuta’nın başlattığı gezileri Bertrandon De La Broquire (1432), Polonyalı Simeon (1608), Evliya Çelebi (XVII.yüzyıl), Katip Çelebi (XVII.yüzyıl), George Wheler (1675), Jean de Thevenot (1689), A.De La Motray (1699), Paul Lucas (1700), Helmuth Von Moltke (1836), George Perpot (1864), Aleksander Von Warsberg (1869), İbnülcelal Sezayi (1890),
Clement Huart (1897), Thomas Allom (XIX.yüzyıl), Pierre Loti (XX.yüzyıl), Regis Delbeuf (1906), Şerafeddin Meğmumi (1909) ve Ahmet Şerif (XX.yüzyıl) izlemiş ve hepsi de ayrı ayrı anılarını yazarken kaleden ve surlardan söz etmişlerdir. 1879 tarihli bir kent haritasında Bursa surlarının beş kapısı olduğu gösterilmektedir. Bunlar; Hisar Kapı (Balık Pazarı Kapısı), Kaplıca Kapısı, Pınarbaşı Kapısı, Zindan Kapısı ve Yer Kapı’dır. XX.yüzyılın başına kadar ayakta duran Hisar Kapı bu kapıların en görkemlisi ve en çok bezemesi olanıdır. Osmanlı döneminde Eski Bursa denilen Hisariçi’ni bu surlar çevreliyor ve Osmanlı yerleşimi de bu surların içerisinde bulunuyordu.
Bursa Kalesi oldukça yüksek olup, yapımında çeşitli blok ve moloz taşlar kullanılmıştır. Kaleyi çeviren surların güney kısmındaki çift sur duvarları beş köşeli burçlarla da sağlamlaştırılmıştır. Bizanslılardan 1326 yılında ele geçirilen bu kale ve surlar Orhan Gazi tarafından üç köşeli burçlarla takviye edilmiştir. Bunlar Tophane ile Çakır Ağa Hamamı arasındaki silindirik ve üç köşeli burçlar olarak günümüze gelebilmiştir. Ne var ki, Bursa Kalesi’nin bazı bölümleri, Hisar Kapı ve surların bazı duvarları1855 yılındaki Bursa depremi sırasında yıkılmıştır.
|
.jpg) |
OSMANGAZİ TÜRBESİ: Bursa kuşatmasının devam ettiği sırada Osman Gazi oğlu Orhan Bey´e şehir içindeki kubbeli yapıyı göstererek "Oğul; ben öldüğüm vakit beni Bursa´da şol gümüşlü kubbenin altına koyasın" demiştir. Günümüz Tophane Parkı´nın girişinde solda kalan bu kubbeli yapı Mesihilerin şapeline aitti. Bursa fethedildikten sonra, şapel mescide çevrildi ve Osman Gazi buraya defnedildi. Saint Elias(Elia-İlyas) Manastırı´nın bölümüne ait olan şapelin içi 8,3 m. genişliğindeki duvarlara bitişik çift sütüncuklarla ayrılmış, yarım yuvarlak nişli, sekizgen plana sahipti. XI. yüzyılda yapıldığı bilinen bu şapel´in şekli, Roma İmparatorluk devrinden itibaren uygulamaya başlanan örneklerle büyük benzerlik göstermektedir. Şapel´in narteks kısmının olduğu yere gömülen mezarlar, günümüzde açıkta kalmıştır. 1855 depreminde yıkılan türbe 1863´te Sultan Abdülaziz tarafından eski plana sadık
|
|
kalınarak yapılmıştır. Türbe kubbe ile örtülü sekizgen plana sahiptir. Türbe´ye kuzeydeki ahşap antreden geçilerek girilir. Ortada sedef kakmalı muhteşem ahşap sanduka Osman Gazi´ye (1258-1326) aittir. Solunda oğlu Alaaddin Bey, bunun yanında Hüdavendigâr oğlu Savcı Bey sağında, Aspurça Hatun´un oğlu ibrahim Bey ile adları bilinmeyen on iki sanduka vardır. Türbe´de Konya Sultanı Alaaddin tarafından Osman Bey´e gönderilen çok büyük bir davul ve tesbih sergilendiğinden, halk arasında Davullu (Davud) manastırı denmesine neden olmuştur. Bunlar bir yangın sırasında yanarak kül olmuştur. Türbe, konak salonları dekorasyonu şeklinde bezenmiş, pencerelere kumaş perdeler takılmıştır. Fransız mimari stilinde yapılan bu kısımda ufak bir mihrap görülmektedir. Pencere parmaklıkları dökme demirdendir.
|
 |
ORHANGAZİ TÜRBESİ: Tophane parkının girişinde sağdadır. Bursa´nın fethinden önce şehrin metropolit manastırı olan Saint Elias manastırı XI. yüzyılda yaptırılmıştır. Kilise bir orta nef ile iki yan neften oluşmaktadır. Ortada gri mermerden dört sütunun taşıdığı kubbe vardır. İçi gri mermer levhalarla kaplanmıştır. Apsis kısmında gri mermerden sütunların ayırdığı üç pencere vardır. Bu kısmın önünde dört basamak bulunmaktaydı.
Giriş kısmında altı adet yeşil somaki mermer sütun yükselmekteydi. Zemin bugün de izleri görülen
|
|
mozaik döşemeye alternatif olarak porfir, diğer renklerde küçük mozaiklerden meydana gelmiş tezyinat, yuvarlak antraklar ve düz mermer levhalardan oluşmaktadır.Orhan Gazi´nin defnedildiği bu bina 1801 kasım ayında büyük bir yangında hasar görür ve onarılır. 1855 yılındaki depremde ise önemli kısmı yıkılır. 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından eskisine sadık kalınarak yaptırılır.
Türbe kare planlıdır. Her cephesinde üçer pencere vardır. Güney cephesindeki orta pencere kapı şekline çevrilmiştir. Daha önce giriş kapısının önünde bir sundurma vardı.
Orta kısmında dört sütunla ayrılmış ve birbirine kemerlerle bağlanmış, üstüne kubbe oturtulmuştur. Yan kısımlar beşik tonozla örtülüdür. İç duvarlar beyaz kireç badanadır. Pencere üstlerinde alınlık şeklinde sade süslemeler görülmektedir. Ortadaki sanduka Orhan Gazi´ye aittir. Etrafı dökme pirinç parmaklıklıdır. Kuzeyinde Cem Sultan´ın oğlu Abdullah, sağında
Şehzade Korkud, hanımı Nilüfer Hatun, oğlu Kasım, kızı Fatma ve Yıldırım Bayezıd´in oğlu Musa Çelebi ile isimleri tespit edilemeyen on dört sanduka vardır. |
 |
ULUDAĞ: Bursa´nın 32 kilometre güneyinde, karayolu ile Bursa´ya 40, havaalanına 60 dakikadır. Antik dönemde Olympos Misios adıyla tanınan Uludağ, Troya Savaşı´nı tanrıların izlediği yer olarak ta mitolojideki yerini almıştır. 2543 metreye ulaşan doruğu ile Batı Anadolu´nun en yüksek dağıdır. Olağanüstü tabii yapısı, flora ve faunasının zenginliği ile 1961 yılında Milli Park ilan edilmiştir. Türkiye´nin en önemli Kış Sporları ve kış turizmi merkezidir. Yaz aylarında kampçılık,
|
|
trekking ve günübirlik piknik alanı olarak yararlanılması Uludağ´ı her mevsim çekici kılmaktadır. Uludağ 20 Aralık - 20 Mart tarihleri arasında 120 gün/yıl süreli kayak mevsimine sahiptir. Merkezde 5 telesiyej, 7 teleski ve 1 adet teleferik vardır. Ulaşım Bursa’dan Uludağ Milli Parkı giriş kapısına (Karabelen) 22 km.lik asfalt yol ile ulaşılabilmektedir.
|
 |
BURSA KÜTÜPHANESİ: Kütüphane binası (1954-1960) yılında Belediye Başkanı Reşat Oyal zamanında yapılmış ikinci dönem sivil mimari örneği klasik bir Türk yapısıdır. Kütüphanenin avlusunda restore edilen iki katlı geleneksel eski bir Türk evi, Bursalı Müzikolog “Halil Bedii Yönetken Müzik Kütüphanesi” adı ile hizmete açılmıştır.
Günlük bilgilenme ihtiyacının karşılandığı, okuma alışkanlığının arttırıldığı, boş zamanların değerlendirilmesine yönelik kütüphane hizmetinin verildiği 150 kişilik
|
|
Umurbey Okuma Salonunda kitaplar açık raf sisteminde okuyucu hizmetine sunulmaktadır. Türkçe ve değişik yabancı dillerde temel danışma ve bilgilendirme kaynakları, edebi eserler, popüler yayınlardan oluşan bu bölümdeki tüm eserler bilgisayar ortamına kayıtlı olup tarama servere bağlı terminallerden yapılmaktadır. 2005 yılı sonu itibariyle Şehir Kütüphanesi koleksiyonunda 46.264 adet materyal bulunmaktadır.
Okuyucular bu yayınlardan salonlarda yararlanabildikleri gibi istedikleri kaynakları ödünç alabilmektedir. 2005 yılı Aralık ayı sonu itibariyle kütüphaneye gelen okuyucu sayısı 369.593 olarak tespit edilmiştir. Yine 2005 yılı Aralık sonu itibariyle yaklaşık 1.500 üye okuyucuya 27.436 adet kitap ödünç verilmiştir.
Yurt ve dünya genelinde günlük aktüaliteyi takip etmek isteyen vatandaşlarımız için 31 kişilik oturma kapasitesine sahip Ahmed-i Dai Süreli Yayınlar Salonunda 18 adet yerli gazete, 49 adet dergiden oluşan koleksiyon okuyucuların hizmetine sunulmuştur.
Okuma alışkanlığının çocuk yaşta kazanılacağı düşüncesiyle hareket eden Şehir Kütüphanesi Çocuk Bilgi Parkında 6-14 yaş grubu için seçilmiş danışma kaynakları, çocuk edebiyatı eserleri ile okul öncesi çocuklara yönelik dizayn edilmiş oyun köşesinde eğlenirken öğrenmelerini sağlayan materyalleri hizmete sunmaktadır .
Şehir Kütüphanesi Kültürel Etkinlikler Yönetmeliği ve Danışma Kurulu çeşitli kültürel ve sanatsal faaliyetlerin aylık yayınlanan kültür takvimine bağlı olarak yapıldı Üftade Gösteri ve Konferans Salonunda düzenlenen bütün etkinlikler halka açık ve ücretsizdir.
|
 |
MÜZELER
Bursa´da ilk Müze 19 Ağustos 1904 tarihinde İmparatorluk Müzesinin (Müze-i Hümayun) bir şubesi olarak Bursa Erkek Lisesinde açılmıştır. 1904-1930 tarihleri arasında eserler Erkek lisesinin bir bölümünde depolanmış ve sergilenmiştir. Bu eserlerin birçoğu bugün Yeşil Medresedeki Türk İslam Eserleri Müzesi ve Kültürpark içerisineki Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.
|
|
ARKEOLOJİ MÜZESİ (OSMANGAZİ)
1972 yılında Kültürpark içindeki binasında açılan Arkeoloji Müzesi, Bithynia ve Mysia bölgesinde bulunmuş, MÖ. 3000 yılından Bizans devri sonuna kadar ele geçen buluntuları sergilemektedir.
1. Salonda Altınoluk (Antandros) antik kenti nekropolünden ele geçen çeşitli formdaki kaplar, figürinler ve bronz eserler ile Eski Tunç Çağına ait eserler sergilenmektedir.
2. Salonda Hellenistik ve Roma devri taş eserleri sergilenmektedir. Kybele heykelleri ile bronz Apollon heykeli ve Athena büstü nadir güzelliktedir.
3. Salonda MÖ. VII. yüzyıldan Bizans devri sonuna kadar geçen zamana ait eserler sergilenmektedir.
|

Bronz Apollon Heykeli
|
|
Cam eserler, altın takılar, çeşitli kaplar ve üst katta Roma devrine ait bronz eserler ile Bizans eserleri görülebilecek yapıtlardır.
4. Salonda tümülüs mezar odası, savaş arabası canlandırılmıştır. Müze bahçesinde çeşitli mimari parçalar, lahitler ve mezar stelleri yer alır
Adres: Kültür Park
Tel : (0224) 234 4918
|
 |
TÜRK İSLAM ESERLERİ MÜZESİ
Yeşil Medrese içerisindedir. Medrese binası 1975 yılından beri Türk İslam Eserleri Müzesi olarak hizmet vermektedir. Müzede XIII. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar uzanan Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerine ait çini ve seramik eserler ile Selçuklu ve Osmanlı sikkeleri, geleneksel Türk el işleri ve giysiler sergilenmektedir.
Adres: Yeşil Cadde Tel : (0224) 234 49 18
|
.jpg) |
ATATÜRK MÜZESİ (OSMANGAZİ)
Çekirge caddesi üzerindeki Atatürk Müzesi, XIX. yüzyıl sonlarında yapılmış bir köşktür. Atatürk´ün Bursa´ya ikinci gelişlerinde Bursa Belediyesince sahibinden satın alınarak Atatürk´e hediye edilmiştir. Bursa´ya 13 kez gelen Atatürk çoğu kez bu köşkte kalmıştır. Cumhuriyet´in 50. yılında (1973) Müze haline dönüştürülmüştür.
Köşkün eşyalarının çoğu Atatürk´ün kullandığı orijinal eşyalardır. Üç katlı köşkün iki katı ziyarete açıktır.
|
Atatürk Müzesi Bursa´daki sivil mimari örneklerinin en önemlilerinden biridir.
Adres: Çekirge Caddesi, Çelik Palas Oteli Yanı
Tel : (0224) 236 48 44 |
 |
TAHİR PAŞA KONAĞI (MUDANYA)
Osmanlı evlerinin en güzel örneklerini Mudanya İlçesinde görmek mümkündür. Bunlar içerisinde, Tahir Paşa Konağı ilk görülmesi gerekendir.
İki katlı konağın baş odası, kalem işi süslemeleri, vitraylı pencereleri, malakâri alçı süslemelerle kaplı duvarları ve çiçek motifleri ile süslü duvar panoları dikkat çekicidir. Odanın dış kapısında 1138 H./1725 M. tarihi yazmaktadır.
Tel : (0224) 234 49 18
|
 |
HANLAR
Emir Han: Ulu Caminin hemen altında bulunan Emir hanı, Orhan Bey tarafından, XIV. yy ´ın ikinci yarısında yaptırılmıştır. İç avlu çevresine sıralanan iki katlı revak ve buraya açılan odalardan oluşan bu han Osmanlı hanlarının ilk örneğidir. Hanın ortasında bir şadırvan ile tarihi çınarlar bulunur.
|
 |
Koza Han: Ulu Cami ile Orhan Cami arasında bulunan bu hanı, II. Bayazıt, İstanbul´daki hayır yapılarına gelir getirmek amacıyla 1490 yılında yaptırmıştır. Bursa´nın en güzel ve günümüzde en yoğun olarak kullanılan hanıdır.
|
 |
Pirinç Han: 1508 yılında Sultan II. Bayazıt, İstanbul´daki vakıflarına gelir sağlamak amacıyla yaptırmıştır. Hanın avlusunda bir tarihi çınar bulunur. |
|
İpek Han: (Arabacılar Hanı) İvaz Paşa Camii yanında bulunan bu han, Çelebi Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Bursa´daki hanların en büyüğüdür.
Eski (Tahıl) Han: Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan hanı, Kanuni´nin sadrazamlarından Semiz Alizade XVI. yy da yaptırmıştır.
Geyve Hanı: Demirkapı Çarşısı´nın yanında bulunan, Hacı İvaz-Payigah olarak bilinen han, XV yy´ da, Ahi Bayezid´in oğlu Hacı İvaz Paşa yaptırarak, Çelebi Mehmet´e armağan etmiştir.
|
|
KAPLICALAR
ARMUTLU TERMAL TURİZM MERKEZİ
Yeri: Bursa İli, Armutlu ilçesinin kuzeyinde ve Armutlu Belediyesi mücavir sahası içinde yer almaktadır.
Ulaşım: Armutlu il merkezine 2km. uzaklıktadır.
|

|
|
ÇEKİRGE TERMAL TURİZM MERKEZİ
Yeri: Bursa ilinin Çekirge mevkiindedir.
OYLAT TERMAL TURİZM MERKEZİ
Yeri: Bursa iline bağlı İnegöl ilçesinin güneyindedir.
Ulaşım: İnegöl şehir merkezine 27 km. uzaklıktadır.
|
|
|
|
|
|